Haftassonu evimin çeşitli eksiklerini gidermek maksadı ile, yeni aldığım matkap takımını devreye sokmayacaktım da ne yapacaktım allah aşkına? Elimde bir adet çıkma kapı, matkap, dübeller, vidalar, metrem vs.... Ben bir profesyonelim neticede. Hesaplamalarımı ince ince yapıyorum. Fakat o da ne, ben matkap kullanma konusunda başarısız mıyım ne? Önce masayı duvara tutturacak L demirlerin içine ediyorum. Duvarda işe yaramayan 6 adet göt gibi deliğe bakıp bir sigara yakıyorum. Deliklerin neden olması gerekenden 2 kat daha geniş olduğunu, tokata ttığımda düşen L desteğin koca masayı nasıl taşıyacağını falan düşünüorum. Olmuyor. Tipik bir mal gibi, sehpayı masanın bir tarafının altına koyup, diğer yana, şans eseri monte ettiğim L desteği yerleştiriyorum. Bu kadar profesyonel malzemeden, bir çingene evinin derme çatma dekorasyonuna geçişim 12 dakika sürüyor. Bu arada her yer toz içinde kalıyor ve 4 sigaranın dumanı atmosfere olan yolculuklarına devam ediyorlar. Şeker de bi oraya bi buraya koşup duruyor. Sahibinin yarattığı bu gerzek keşmekeş, onun pazar gününü hareketlendiriyor neticede.
Sonra aşağı iniyorum. Annem, elimde tornavida, çekiç; elimde de eldivenleri görünce umutlanıyor. "Oğlum şu kalan prizleri ve anahtarları da değiştir" diyor. "O kolay, 5 dakikada hallederim" diyorum. Hızla işe dalmadan önce, ana sigortayı kapatıyorum ki, annem benim oğlum mal galiba falan demesin. Hızla girişiyorum işe. 6 priz, 4 anahtar değiştiriyorum. Vavienlere denk gelince, anlıyormuş gibi anahtarlara bakıp, "Bu farklı, bu olmaz" diyorum. Yemiyo demek işime gelmiyor çünkü. Hepbirini değiştirip, yukarıda kalan işime dönmek için hazırlıklar yaparken , annem yardım isteyip istemediğimi soruyor. "Bi kahveye hayır demem mami" şekinde amerikanvari şeyler söylüyorum. Aşağıdan sigortayı açıyorum. Pat deyip atıyor sigorta. Paniklemeden, " ha şu prizdendir" falan diyorum. O değil. Dİğeridir. O da değil. Haa tamam tamam. O da değil. Aşağıda sigoraya bakayım. Hoop, yanmış. 10 dakika önce, evdeki onarımları yapan oğluna gurur dolu gözlerle bakan annemin bakışları değişiyor. Kalıbına sıçiim der gibi bakıp, "elektirikçi gelip yapsın demiştim(demedi)" diyor.... Yukarı çıkıp, yarım yamalak yaptığım masaya bakıyorum. Tiksinme hisleriyle bi tekme atıyorum masaya. Sarsılmıyor bile.2 "Lan aslnda sağlam haa" falan diye düşünüp sırıtıyorum. İnsan kendine hiç yakıştıramıyor değil mi beceriksizliği. Sırıtıyorum ama aklımda sigortadaki yanık var. Walking Dead'in kısa saçlı hatunu gibi, benim de aklımdan silinmeyen imgeler var. Sigorta ise bunlardan yalnızca biri.
bilmiyosannegurcalıyonarkadaş.edu.tr/neoluyoyaa
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
C
Bunu sana yazıyorum, ama vermiyorum. Bu durumun acıklı halini açıklamak için, toplumsal yargı diyorsun, emek diyorsun, seçimlerin sonuçlar...
-
Denizin üzerinde yansıyan ışıklar hakkında konuşabilecek kadar dingin bir ruh hali içinde olmaya çalışmaktan bahsediyordu. Gözlüklerinin...
-
Fevkâlade memnunum dünyaya geldiğime, Toprağını, aydınlığını, kavgasını ve ekmeğini seviyorum. Kutrunun ölçüsünü santimine kadar bildiğim ha...
-
Hepimiz hayatımızın bir döneminde, mutlaka bir orospu çocuğuna denk gelmişizdir. Bu bazen bir arkadaşımız, bazen yavuklumuz, bazen de öğr...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.