(*) Yastığımı yana çevirdiğim anda boynumun ters tarafına giriyor ağrı. Garip bir hisle küfrediyorum. Ne zaman hasta olsam küfrediyorum. Hastalık benim adabımı bozuyor sanırım.
...............
(*) Saat kaç diye bakmaktan ve arayan var mı diye bakmaktan usandım. Telefona demek istiyorum. Ben de unutmayı diliyorum. Nerede olduğunu falan yani...Bakmak istemiyorum artık. Bazı şeyleri kontrolüm dışında tutmak istiyorum.
...............
(*) Allah kahretsin, yine farklı tütün. Adamla anlaşamıyoruz. Dille ilgili bir problem yaşıyoruz. Ben ona, ucuz da olsa, artık bir çeşit tütünde karar kılmak istiyorum dedikçe, o bana yeni tatlar denetiyor. Bu da farklı. (-Kötü müydü? -Kötü değil; farklı.) Ben farklı olanı istemiyorum hepsi bu!
...............
(*) Sabaha karşıysa ve bir sinek dün geceden odada kapana kısılmışsa, gelip bedeninde geziniyor. Konuşabilmenin olanağı yok. Aksi mümkün olsaydı sorardım. (-Derdin ne? -İnanki bilmiyorum.) Nereden aklıma geldi bilmiyorum ama, tüm bu sinekler, ölen yakınlarımızmış gibi hissettim sabah. Bu da, biri işte. Dedem yada babam olabilir. Gelip öpmek istiyorlar, oysa ben büyüklerime saygısızlık yaparak küfretmekle kalmıyorum, dün gece okurken uyuyakaldığım dergiyle kast ediyorum canlarına. Sabah annem geliyor. Ben mecburen uyanığım artık. ( - Yahu ne istiyor bu sinek benden, ayrılmadı başımdan pezevenk? -Kahvaltı hazır, onu haber veriyordur ) Annemde de var biraz sanırım.
..............
(*) Kahvaltı sonrası (ama bugün değil; sanırım dün), yatmadan önce okuduğum yazının etkisinde olduğumu fark ettim. Frankenstein'in haksız ünü. Aslında, Dr Frankenstein tarafından, ölümsüzlüğe ulaşmak amacıyla yaratılan, sonradan terk edilen, biçimsiz görüntüsü ile etrafına korku salan ve yaratıcısına ulaşmaya çalışan bu yaratığın garip hikayesi. Aslında bir hüznün, bellekte korku öğesi olarak kalması... ilginç. Amaç o olmasa da , yanıltıcı görüntüyle korku yada iğrenme etkisi yaratmak geri kalanlarda. Tecrit edilmek, kabul görmemek. Yaratıcısının Tanrının rolünü alamaya çalışan hırsının, yaratığın hayatını altüst edişi. Yapmaya çalıştığımız iyi şeylerin, diğer insanların zihninde bıraktığı izlenim. Yada birşey isterken fark etmediğimiz çirkinliğimiz.
..............
(*) Beklemek. Hırslandırması bir yana, Nietzche'nin dediği gibi, ahlaksız kılıyor insanı. Çok kabul gördü Nietzche, biliyorum ama, bu sözün anlamını hissediyorum çoğu kez. Kendimde, etrafımda, onda, sende...Neyin doğru neyin yalnış olduğundan emin olmadığımız bir yaşamda, bir doğruda karar kılmak zaten yeterince güç iken biz bunu yapıyoruz, vardığımız bu doğruların diğer insanlardaki yansımasını görmeye çabalarken de, bekliyoruz. Olsun diye. Anlasın diye(!). Kesinliğinden emin olamadığımız ve asla olamayacağımız bu yargımız kabul görsün diye hem de...Bunu bir zamanlar yakın bir arkadaşımla konuşmuştuk.(- e bi' şekilde karar kılmak zorundayız. Sonsuza kadar kararlarımızın doğruluğunu sorgulayamayız herhalde. -Herhalde )
....................................../..............................................
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
C
Bunu sana yazıyorum, ama vermiyorum. Bu durumun acıklı halini açıklamak için, toplumsal yargı diyorsun, emek diyorsun, seçimlerin sonuçlar...
-
Denizin üzerinde yansıyan ışıklar hakkında konuşabilecek kadar dingin bir ruh hali içinde olmaya çalışmaktan bahsediyordu. Gözlüklerinin...
-
Fevkâlade memnunum dünyaya geldiğime, Toprağını, aydınlığını, kavgasını ve ekmeğini seviyorum. Kutrunun ölçüsünü santimine kadar bildiğim ha...
-
Hepimiz hayatımızın bir döneminde, mutlaka bir orospu çocuğuna denk gelmişizdir. Bu bazen bir arkadaşımız, bazen yavuklumuz, bazen de öğr...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.