26 Eki 2010

2010 referandum yorumu


Bir seçim maçı daha geride kaldı. Sağcı kardeşlerimiz kendi evlerinde galip geldiler. Maç, takımların karşılıklı olarak birbirlerini tartmasıyla başladı ve bir orta alan mücadelesi şeklinde ilerledi. İki takımın da maça-her zamanki gibi- iyi hazırlanmadıkları gözlerden kaçmıyordu.
Maçın 15. dakikasından sonra sağcılar sağdan ; solcular ise sağdan bindirmeler yaptılar. Binçsizce olan bu ataklardan pek bir sonuç çıkmadı. Bu arada şampiyonluk mücadelesi verdiğini düşünen, ligimizin diğer uç-sağ takımı ise, puan mücadelesi ve ince hesapları doğrultusunda, sol takımın galibiyeti için dua ediyorlardı. Maç, sol takımın galibiyeti ile sonuçlanabilirse, sağ takımın ligde düşüşe geçeceğini hesaplamışlardı ve bundan sonraki maçlarımızda kafatasımızla atacağımız gollerle şampiyon bile olabiliriz diye düşünüyorlardı.
Sağ takımın sıklaşan ataklarını büyük bir çoskuyla izleyen kapalı trübün taraftarları çoşuluydu ve adeta kendinden geçmişçesine takımlarını destekliyorlardı. teknik direktörlerinin taktiklerine bir sadakat gösterisiyle karşılık veriyorlar ve her atak sonrası evet diye bağırıyorlardı. Sol takımda da durum farklı değildi. Onlar da açık trübünleri doldurmuşlardı ve takımın son zamanlarda aldığı umut verici sonuçlara güvenip, tehlikeli olabileceğini daha önceki deneyimlerinden bildikleri ataklara hayır diye bağırıyorlardı.
Bu arada bir grup uç-sağ taraftarının da devre arasında stad kapılarının açılması ile açık trübüne katılarak bağırdıkları gözlendi. Her ne kadar sol takım taraftarı ile tezahürat konusunda aralarında bir senkronizasyon sorunu olsa da, ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlardı.
Sağ takımın boy üstünlüğü dolayısı ile sol takım yerden oynamayı tercih etti. Ara sıra fazla ayağa düştükleri de gözlendi. Takımın kaptanı bunu fark edip müdahale etmek istese de , daha deneyimli olan eski oyuncular yerden oynamaya alıştıklarından sonuç alınamadı. Mücadeleci yapısıyla bilinen sağ takım ise maç boyunca sert faulleriyle dikkat çekti. Bazı ayak oyunları ile üstünlük sağlamaya çalıştılar.
Maçın ilerleyen zamanlarında sağ takım boy üstünlüğünü kullanamayacağını anlayınca zenci soyundan 2 oyuncusunu oyuna sokarak maça hareket getirmek istedi ama başarılı olamadı.
Sağ takımın özellikle doğu bölgesinde saldırıya geçtiği anlarda trübünlerde soğuk rüzgarlar esmeye başladı ve stad görevlileri kapalı trübün ile, açık türübündeki uç-sağ taraftarların olduğu kısma battaniye dağıttı. Asıl üşüyen taraftarın açık türübünde oturduğu yönünde gelen eleştirileri ise maçtan sonra yalanladılar.
Maç sonunda, dengeli gibi görünen maçı, son dakikada yorulan sol takımın sağ takıma hediye ettiğini gördük. Son anda galip gelen sağ takım ve taraftarları sevince boğuldu. Şampiyonluk yolunda önemli bir adım atan sağ takımın önünün açıldığını söyleyebiliriz. Fedarasyon yetkililerinin ve hakemin sağ takım lehine bazı taraflı kararlarının olduğu görüldü, görülecek. Maçın bazı anlarında topla oynama istatistiğinin %90-%10 sağ takım lehine geliştiği görülürken, maçın bazı anlarında sol takımın, en güvendiği yerlerde topla oynama oranının yüksekliği de dikkat çekti. Maçın sonunda %58 gibi bir topla oynama yüzdesi yakalayan sağ takım, istediğini almış oldu.
Mücadele genel anlamda oldukça zevksizdi. Maçtan sonra yapılan açıklama da galibiyete giden yolda her şeyin mübah olduğunu belirten sağ takım kaptanı sevinçliydi. Maçtan akılda kalan en önemli olaylardan biri ise, bazı uç-sağ taraftarlarının yer yer sağ takım lehine yaptığı tezahüratlardı. Kafası karışan uç-sağ taraftarlarının bir sonraki maçta, üzücü bir mağlubiyet alacağını tahmin etmek güç olmasa gerek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

C

  Bunu sana yazıyorum, ama vermiyorum. Bu durumun acıklı halini açıklamak için, toplumsal yargı diyorsun, emek diyorsun, seçimlerin sonuçlar...